|
Tarihi Gaziantep Camileri, Antep kentinin siluetine sağladıkları görsel katkı ve
fonksiyonlarına bağlı olarak yerine getirdikleri sosyal katkının yanı sıra kent
içindeki konumları ve yapım tarihleri ile bağlantılı olarak kentin gelişiminin
izlenmesine olanak sağlayan belgesel nitelikleri ile de kentin vazgeçilmez
mimari değerleridirler.
Gaziantep kentinde, aynı niteliklere sahip diğer Anadolu kentlerinde olduğu gibi
dini yapılar yerleşimin en küçük birimini meydana getiren mahallelerin merkezini
oluştururlar. Özellikle Osmanlı Döneminde din adamlarının dini görevleri dışında
en önemli görevlerinden birinin de devletin buyruklarını halka iletmek
olduğundan, dini yapılar sadece ibadet amacıyla değil, yönetimsel konuların
iletilmesi için de kullanılan bir toplantı mekanı olmuşlardır. Üstlendikleri bu
fonksiyonlar ile dini yapılar gerçekten de her anlamda mahallelerin merkezini
oluşturmuşlar, konutlar ve diğer yapılarda dini yapıların çevresinde
gelişmiştir. Dini yapıların bu hiyerarşik düzendeki önemi, içlerinde yer
aldıkları mahallelere ad vermelerinden de anlaşılmaktadır. 16. yüzyıl Antep Liva
Defterlerine göre kenti oluşturan mahallelerin adlarına bakılacak olursa
mahalleler ile sınırları içinde yer alan dini yapıların genelde aynı adı
taşıdıkları görülür.
Müslümanların ibadet yeri ve insanların sosyal ihtiyaçlarına cevap verebilecek
ünitelere ve sanatsal değere sahip tarihi Gaziantep camilerinden bahseden ve
bunlar hakkında bilgi veren belli başlı üç eser vardır. Bu eserler; 1-Evliya
Çelebi Seyahatnamesi, 2-Şer’i Mahkeme Sicilleri, 3-Risale-i Fi Tarif Kaza-yı
Aynitap’tır.
Hemen hemen hepsinin yapımında kesme taş kullanılan tarihi Gaziantep camileri,
plan ve süsleme bakımından birbirinden farklıdır.Ancak Camilerin plan
oluşumlarında ve minarelerinde Arap mimarisinin etkisi görülmektedir. Genellikle
dikdörtgen planlı olan ve son cemaat yeri bulunan iki nefli yapılar grubunda,
duvarlarda kademeler yapan nişler kullanılmış ve bu nişlerin içine pencereler
yerleştirilmiş,üstleri çapraz tonozlarla örtülmüştür. Nefleri payeler
ayırmaktadır.
Bu tip yapıların en eski örneği Ahmet Çelebi Camii’dir. Hacı Nasır Camii’nin
burmalı minaresi, Handaniye, Eyüpoğlu ve Esenbek Camilerinin portal süslemeleri
önemlidir. Handaniye Camii minaresinin şerefesi altında XVI. yy. İznik çinileri
bulunmaktadır. Boyacı Camii ise minberindeki ahşap işçiliğinin, Gaziantep’in en
eski örneği olması bakımından önemlidir.
Tarihi Gaziantep Camilerinin cephelerinde, farklı renkte taşların kullanımları
ile oluşturulmuş kompozisyonların hakim olduğu bir düzenleme görülür. Bu
düzenleme de yöreden çıkarılan sarı (havara ve kıymık), siyah (kara taş) ve
kırmızı (kırmızı mermer) renkli taşlar kullanılmıştır. Yapılarda bezemenin hakim
olduğu en önemli yapı elemanları minareleridir. Çoğunluğu kapalı şerefeli olan
minarelerin ince bir taş işçiliğinin ürünü olan şerefe-gövde bağlantıları,
gövdelerinde yer alan kabartmalar ve çini tabaklar ile şerefe korkuluklarında
yer alan motifler bu düzenlemelerde kullanılan başlıca öğelerdir.
Osmanlı döneminde dini yapılarda meydana gelen en önemli değişimlerden biri de
mescit olarak inşa edilen bir çok yapının gerekli değişiklikler yapılarak camiye
çevrilmesidir. Bu dönem yapılarından Bostancı,Ömer Şeyh,Kozluca,Hacı Veli,
Karatarla,Hacı Nasır,Karagöz ve Bekirbey camileri önce mescid olarak inşa
edilmiş, daha sonra camiye çevrilen yapılardır.
Bölgede 1822 tarihinde meydana gelen deprem ve özellikle de Antep Harbi
sırasında kullanılan top mermileri yapılarda oldukça büyük tahribata neden
olmuştur. Savaş sırasında özellikle hedef alınmaları nedeniyle çoğu yıkılan
minareler savaş sonrasında genelde aslına uygun olarak yeniden yapılmışlardır.
Bu onarımlar sırasında en büyük değişiklikler ise camilerin üst örtülerinde
gerçekleşmiştir. Orjinalde üst örtü olarak düz dam ve üzeri hasır malzeme ile
kaplanmış kubbelerin kullanıldığı yapıların çoğunun üst örtüsü, kubbeleri
dışarıdan algılanmayacak şekilde kırma çatı olarak değiştirilmiştir. Bu
onarımlar sırasında plan şemaları özgünlüğünü korumuştur. Camilerin
fonksiyonlarını günümüzde de devam ettirmeleri korunmalarındaki en önemli etken
olmuştur. Gaziantep Savunması sırasında kentte yaklaşık 50 civarında caminin
olduğu anlaşılmış, fakat bunlardan bazıları yıkılarak harabe haline gelmiş ve
ancak 30 tanesi korunarak günümüze kadar ulaşabilmiş ve ibadete açık durumdadır.
Gaziantep’te son yıllarda inşa edilen modern camilerde süsleme sanatı çok zengin
olup, bu camiler çini işlemeleri ve hat sanatıyla dikkatleri çekmektedir.
Gaziantep’te Pişirici ve Balıklı olmak üzere iki mescidin yanı sıra tarihi
camilerden bazıları şunlardır:
Ömeriye Cami:
Gaziantep’in Düğmeci Mahallesinde bulunan bu tarihi cami, Antep’in en eski
camisidir. 607 hicri (l2l0 miladi) yılında tamir geçirdiği kayıtlarda
yazmaktadır. Caminin kimin tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemekle birlikte
Halife Hz.Ömer zamanında yapıldığı, yada Hz.Ömer’in kızından olma torunu Emevi
Halifesi Ömer Bin Abdülaziz tarafından yaptırıldığı söylendiği gibi,
birincisinin yaptırıp ikincisinin onarttığı hakkında da söylentiler de vardır.
Caminin bir diğer adı da İki Ömer anlamında “Ömereyn” dir. Caminin taç kapısı ve
mihrabı ak-kara taşlarla örülmüştür. Minare şerefesinin korkuluklarında oyma taş
işçiliğinin güzel örnekleri görülmektedir. Hatta minarenin bedeninde Antep
Savunmasının dehşetli günlerinden kalan mermi ve şarapnel parçalarının izlerini
görmek mümkündür.
Halk arasında anlatılan bir rivayete göre, bu cami her yıl tabana doğru çökmekte
ve toprağa gömülmektedir. Tamamen battığı zaman kıyametin kopacağı gibi
söylentiler vardır.
Ali Nacar Cami:
Tabakhane bölgesi Yaprak mahallesinde Alleben Deresi’nin akışına göre sol
tarafında bulunmaktadır. Vesikalarda Ali adında bir marangoz tarafından
yaptırıldığı görülmüştür. Müezzin mahfiline çıkan merdiven üzerinde 1213 Hicri
tarihi yazmaktadır. Bu hicri tarihin caminin onarım tarihi olduğunda
birleşilmektedir.
Boyacı Cami:
Hamdi Kutlar Caddesi ile Kutlar Sokağının birleştiği yerde bulunmaktadır. Kadı
Kemalettin tarafından yaptırılmıştır. Caminin minberi üzerindeki oyma kitabede
759 Hicri (1358 Miladi) tarihi yazmaktadır. Ancak bu tarihten daha önce
yapıldığı kanaati hakimdir. Caminin özelliklerinden birisi de minberin alttan
kızaklı olması ve duvarda özel olarak yapılan bölmesine girip çıkabilmesidir.
Avlu girişinin sağında tek şerefeli çokgen gövdeli peteksiz bir minaresi
bulunmaktadır. Ayrıca Gaziantep’in en büyük camilerinden olan Boyacı Camii’nin
içindeki ince ahşap işçiliği dikkat çekicidir.
Şeyh Fethullah Cami Ve Külliyesi :
Kepenek mahallesinde bulunmaktadır. Halk arasında bu camiye “Aşağı Şeyh Camii”
de denilmektedir. Caminin banisi, keramet sahibi ve ermiş bir kişi olan Şeyh
Fethullah ; Halife Hz. Ebubekir soyundan gelmektedir. Hicri 971 (Miladi 1564)
tarihinde yapılmıştır. Harim, ortada sekizgen taş ayağa oturan ve yelpaze
şeklinde açılan tonozlarla, askı kemerlere bağlanan bir örtü sistemine sahiptir.
Bu tür örtü sistemi Şeyh Fethullah Camiinden başka şimdiye kadar hiç bir camide
görülmemiştir. Ortadaki sekiz köşeli taş ayağa rağmen bu cami merkezi planlı
camiler grubuna dahil edilebilir. Genelde merkezi planlı camiler kubbe ile
örtülüdür.
Şeyh Fethullah Camii tonozla örtülü olmasına ve ortada ayağı ihtiva etmesine
rağmen merkezi mekan bütünlüğünü muhafaza etmiştir. Caminin portal, mihrap,
minber ve pencere sövelerinde renkli taş işçiliği bakımından Memluklu sanatının
etkileri görülmektedir. Ancak portal kavsarası ile caminin içindeki pencere
alınlıklarının süslemesinde Osmanlı sanat üslubunun özelliklerini de görmek
mümkündür. Harimin gerisinde son cemaat yeri ve dış avlu mevcuttur. Giriş
zeminindeki renkli taş döşemesi bölgeye has bir özelliktir. Tek şerefeli bodur
minaresi vardır.Şeyh Fethullah camii; zaviyesi, kasteli, medresesi ve hamamıyla
bir külliye olarak inşa edilmiştir. Antep Savunmasında şehit düşen Karayılan (
Molla Mehmet)’ın mezarı cami bahçesindedir. Bu caminin diğer camilerden farklı
olan özellikleri şunlardır: 1- Cami olarak inşa edilmiştir. 2- İlk yapıldığı gibi kalmış olup, genişletilmemiştir. 3- Diğer camilerde Osmanlı ve Arap mimarisi özellikleri varken, bu camide
Selçuklu mimarisi özelliği vardır. 4- Banisi kutsal sayılmakta, kendine özgü mimarisi bulunmaktadır. 5- Antep Savunmasında şehit olan Karayılan (Molla Mehmet) ‘ın mezarı burada
bulunmaktadır. 6- Bu caminin eşi benzeri dünyada bir daha yapılmamıştır.
İhsanbey (Esenbek) Cami:
Şehitler caddesi üzerinde bulunan caminin eski kayıtlarda ismi “Esenbek” olarak
geçmekte ve ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgide bulunmamaktadır. Mabetin
altında eskiden caminin su ihtiyacını karşılayan bir kastel bulunmaktadır.
Kastele avlu kapısının hemen önünden karataştan yapılma 25 merdivenle inilir.
Hacı Nasır Cami:
Hacı Nasır adında bir kişi tarafından bugün Elmacı Pazarı denen yerde mescid
olarak yaptırılmıştır. Hacı Nasır, 16. yüzyılda yaşamış olup, yapımı da 16.
yüzyıla tarihlenmektedir. 130-140 yıl sonra Kamalakzade Hacı Mahmut oğlu Hasan
Ağa tarafından mescide minber konularak camiye dönüştürüldü. En önemli onarımını
Miladi 1812 (Hicri 1227) yılında geçirdiği kapısının üzerindeki kitabesinden
anlaşılmaktadır.
Handaniye (Handan Bey) Cami:
Karagöz mahallesindedir. Bu camiye Handan Bey Camii de denilmektedir. Caminin
Miladi 1647 yılındaki kayıtlarda ismi Handan Bey olarak geçmektedir. Antep’te
yaşamış Erzincanlı beylerin en fakiri sayılan Handan Ağa tarafından
yaptırılmıştır. Gelir getiren bir de saraçhanesi olan cami, Miladi 1791 yılında
yeniden yapıldı. Caminin onarımlarında bundan sonra saraçhaneden alınan gelir
kullanılmaya başlandı. Antep Savunması’nda cami ibadet yapılamayacak duruma
gelmişti. Daha sonra yeniden bir onarım geçirmiştir.
Eyüpoğlu Cami:
Kendi adıyla anılan Eyüpoğlu mahallesindedir. Caminin yapılış tarihi ve kimin
tarafından yapıldığı veya yaptırıldığı konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır.
1586 tarihli Şer-i Mahkeme Sicillerinden bu tarihten önce yapıldığını anlıyoruz.
İçten çapraz tonozludur. Altı gözlü son cemaat yerinin gerisinde duvarla çevrili
dış avlusu mevcuttur. Mihrap siyah vişne çürüğü ve beyaz mermerle çeşitli
geometrik şekillerden oluşan süslemeyi ihtiva eder. Merdivenle çıkmalı minberi
ve vaaz kürsüsü mevcuttur. Minaresi tek şerefeli olup şerefe altı mukarnaslıdır.Gövde
ve petek kısımları bilezik ve sağır kemerlerle süslenmiştir.
Kılınçoğlu Cami:
Kılınçoğlu mahallesinde bulunmaktadır. Hicri Şaban Ayı 1186 tarihli ve diğer
belgelerden bu mabedin H.1083 (M.1672) yılından önce Kılınçoğlu Hamza Bey
tarafından mescit olarak yaptırıldığı, daha sonra Osman Efendi adlı bir
hayırsever tarafından minber eklenerek camiye çevirdiği anlaşılmaktadır. Bu
caminin en ilginç yanı duvarlarının kale suru gibi kalın olmasıdır.
Ömer Şeyh Cami :
Ömer Şeyh tarafından bugünkü merkez Yazıcık mevkiinde Turna sokağın köşesinde
inşaa edilmiştir.Kesin olarak ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte H.967
(M.1559) yılı Şeri Mahkeme sicili kayıtlarına göre bu tarihten önce en azından
mescit olarak yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Bostancı Cami:
Şehir merkezi Bostancı Mahallesinde Bostancı cami sokakta bulunan caminin hangi
tarihte ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.Ancak H.965 ve 967
tarihli Şeri Mahkeme sicillerinde adı Bostancılar Mescidi olarak geçmektedir.Bu
belgelerden caminin yapılışının M.1557 yılından önce olduğu anlaşılmaktadır.
Kabasakal Cami:
Şehreküstü semti Kocaoğlan mahallesindeki Ahmet Çelebi İlköğretim okulunun
kuzeyinde bulunmaktadır. Hacı Ahmet adında birisi tarafından mescit olarak
yaptırılmış, Kabasakaloğlu İsmailoğlu Hamza Ağa tarafından minber eklenerek
camiye çevrilmiştir.Hamza Ağa’nın H.1114 tarihinde öldüğü veraset belgesinden
anlaşılmaktadır.Buna göre caminin yapımı M.1702 tarihinden daha önce olması
gerekir.
Ahmet Çelebi Cami : Ulucanlar Mahallesindedir. Caminin kurucusu Peygamber soyundan Hacı Osman oğlu
Şeyh Ramazan Efendi’dir. Bu eser medrese, cami, kastel olarak peş peşe
sıralanmıştır. Cami sonradan ilave edilen medreseyi yaptıran Ahmet Çelebi’nin
adıyla anılmaktadır. Caminin; kitabesinden l083 hicri (l672 miladi) tarihinde
yapıldığı anlaşılmaktadır.Bahçesinde bulunan kastele l2’si kesme taştan, 32’si
kayaya oyma 44 merdivenle inilir. Cami ahşap işçiliğinin eşsiz örneklerini
yansıtmakta olup, ayrıca kadınların da ibadet etmeleri için ayrı bir bölümü
vardır.
Alaybey (Gami Bey) Cami: Alaybey mahallesi Gaziler caddesi üzerinde bulunmaktadır.Caminin yapılış
tarihiyle ilgili kesin bir bilgi yoktur. Ancak 4 Zilkade 1005 (M.1596) tarihli
mahkeme kayıtlarından caminin M.1595 tarihinden önce yapıldığı H.1224 tarihinde
yeni bir onarım gördüğü de kitabesinden anlaşılmaktadır. Camiyi yaptıran kişinin
Alaybeyi olan bir komutan olduğu bilinmektedir. Camide kesme taş işçiliğinin
güzel örnekleri bulunmaktadır. Üç ayağa oturan dört kemer gözlü olan son cemaat
yeri çapraz tonozla örtülüdür. Dışarıda küçük bir avlusu vardır. Kuzey-doğu
köşedeki minare çokgen gövdeli ve tek şerefelidir. Merdivenle çıkmalı minberi ve
vaaz kürsüsü vardır.
Şirvani (Şirvani Mehmet Efendi) Cami: Gaziantep Kalesi’nin batısında Seferpaşa Mahallesinde bulunmaktadır.Eskiden
tarihi Gaziantep camileri içerisinde minaresi iki şerefeli olan tek cami
olduğundan bu camiye halk tarafından “İki Şerefeli Cami” de denir. Şirvani
Mehmet Efendi , camiyi yaptıran kişinin adıdır. Rivayete göre Şirvani Seyit
Mehmet Efendi Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in soyundan gelmektedir.
Caminin yapılış tarihinin Miladi 1677 tarihinden önce olduğu belgelerden
anlaşılmaktadır. Bir efsaneye göre cami herhangi bir nedenle yıkılırsa onu
yeniden yapacak kadar altın ve gümüşün temelinde gömülü olduğu söylenir. Camide
eskiden dervişlerin zikrettikleri bir oda ve ahşap işçiliğinin güzel
örnekleriyle süslenmiş bir müezzin mahfili de bulunmaktaydı. Bir başka önemli
bölüm ise Boyacı Camiinde olduğu gibi minberin alttan kızaklı olması, duvarda
yapılan özel bölmesine girip çıkabilmesidir.
Tahtani(Tahtalı) Cami:
Gaziantep Kalesi’nin yanında Şekeroğlu Mahallesi Uzun Çarşı caddesi üzerindedir.
Caminin yaptıranı ve yapıldığı tarih hakkında kesin bilgilere rastlanmamıştır.
Ancak Miladi 1557 tarihli bir belgede adından söz edilmektedir.M.1563 yılında
Maraş Valisi Osman Paşa tarafından tamir ettirildiği anlaşılmaktadır. Caminin
ismi önceleri Tahtani olarak söyleniyordu.Bir söylentiye göre cami ağaçtan
yapılmıştır.Bu nedenle halk tarafından camiye Tahtalı Cami de denmiştir. Bu cami
yararına vakıflar bırakıldığı ve çeşitli amaçlarla kurulmuş vakıfların
vakfiyelerinde Tahtani camisine de kaynak sağlandığı kayıtlardan
anlaşılmaktadır.
Alaüddevle (Ali Dola) Cami:
Uzun Çarsı’nın batısında Eski Saray Caddesi’ndedir. Halk arasında Ali Dola Camii
de denilmektedir. Alaüddevle Maraş”ta hakimiyet sürdüren Dulkadiroğlu Beyliğinin
son beyidir. Caminin yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber camiyi
yaptıran Alaüddevle’nin Miladi 1515 tarihinde vefat ettiği düşünülürse bu
tarihten önce yaptırıldığı ortaya çıkmaktadır.Sadece minaresi yıkılmadan
günümüze ulaşabilen cami, 1901 yılında giriş yüzü siyah ve beyaz taşlardan tek
kubbeli olarak yeniden yapılmıştır. Caminin mimarı Armenek, ustabaşısı da
Kirkor’dur. Hıristiyan sanatında görülen kemer içinde ki küçük sütunlu pencere
ve üzerinde yuvarlak bir pencereden oluşan sistem burada da uygulanmaktadır.
Mihrabın üçgen bir alınlık içine alınması yine kiliselerden alınma bir
özelliktir. Ayrıca yan duvar pencerelerinin etraf silmelerinin büyük ebatta
yapılmaları ve içerideki mihrap süslemeleri ise barok özellikleri ihtiva eder.
Tekke (Tekke Mevlevihane) Cami:
Kozluca Mahallesi Küçük Pazar sokağının güneyindedir.Resmi kayıtlarda adı
Mevlevihane Camisi olarak geçer. Ancak halk tarafından Tekke Camii olarak
bilinir. Cami, hücreler, semahane, yönetim ve Mevlevi dervişlerinin oturma
odaları, tuvaletler, havuzlar, küçük ve kısa minaresinden oluşan eserler
topluluğudur. Cami M.1638 yılında Mustafa Ağa adında bir Türkmen Ağası
tarafından yaptırılmıştır.Miladi 1901-1903 (H.1319 ve 1321) yıllarında çıkan
büyük yangınlarla gelir getiren yapıları tamamıyla yanmıştır.Zamanın Mevlevi
Şeyhi ve vakfın mütevellisi olan Şeyh Mehmet Münip Efendi tarafından yanan
yerler yeniden yaptırılmıştır.Caminin minaresi,altından geçen yol nedeniyle
dikkat çekicidir.
Karatarla Cami:
Karatarla Mahallesi Eski Saray caddesi Kunduracılar çarşısındadır.Mescit olarak
inşaa edilmiş, Gergeri Halil Çavuş adında bir hayırsever tarafından
genişletilerek cami durumuna getirilmiştir. Yapılan bu değişiklik Hicri 1063
tarihli belgelerden anlaşılmaktadır. Gaziantep’teki camilerin minareleri
içerisinde en zarif olanıdır.
Kozanlı Cami:
Kozanlı Mahallesi Kozanlı sokakta bulunmaktadır.H.1065 ve 1057 tarihli Şeri
Mahkeme Sicillerinde mescit olarak geçmektedir.Kozanlıdaki mabedin H.1088
tarihli Şeri Mahkeme Sicilleri kaydında Üstat Ali Bey’in yaptırdığı cami olarak
geçmektedir.Caminin örtüsü içten çapraz tonozludur.Çıkmalı çift minberi ,üç
gözlü son cemaat yeri,tek şerefeli bodur bir minaresi mevcuttur.
Nuri Mehmet Paşa Cami:
Çukur Mahallesi Suburcu Caddesi üzerindedir. Şer-i Mahkeme Sicillerinden ve bir
fermandan anlaşılacağı üzere Nuri Mehmet Paşa tarafından 1786 (Hicri 1200)
yılından bir kaç yıl önce yaptırılmıştır. Harim mihraba paralel, tek sıra dört
kare gövdeli ayakla enlemesine ikiye ayrılmıştır. Mihrap önü kubbe ile yanlar
çapraz tonozla örtülüdür. Son cemaat mahalli ise beş kubbelidir. Dış avlu ile
son cemaat yerinin birleştiği bölümde klasik Osmanlı tarzındaki iki şerefeli
minare yükselir. Mihrap; sarı, siyah, bordo renkli mermer malzeme ile zikzak
motif ihtiva eden süslemeye sahiptir. Mihrabın yanlarında birer balkon minber
mevcuttur. Girişin üzerinde ahşaptan yapılmış bir bey mahfili bulunur. Mahfil
kalem işi ile yapılmış çeşitli geometrik ve bitkisel motifleri ihtiva eder.
Gaziantep Savunmasında zarar gören cami;bir ara askeri depo,1958’den sonra da
Müze olarak faaliyet göstermiştir.1968 yılından sonra ise onarılarak yeniden
ibadete açılmıştır.
Hüseyin Paşa Cami:
Gaziler Caddesi üzerindedir. 1719 (Hicri 1131) yılında Hüseyin Paşa tarafından
yaptırılmıştır. Mahkeme sicillerinde mimar olarak Hüseyin oğlu Osman adı
geçmektedir. Dikdörtgen planlı camide, iki ayağın ve duvarların taşıdığı
eşdeğerde altı kubbeli örtü sistemi uygulanmıştır. Son cemaat yeri de sivri
kemerlere oturan üç kubbe ile örtülüdür. Duvarlarla çevrili dış avlusu
mevcuttur. Mihrap geometrik taşlarla süslenmiştir. Mermer olan klasik minber,
ahşap korkuluklara sahiptir. Minare çokgen gövdeli ve iki şerefelidir.Cami ile
ilgili çok sayıda vakıf kurulmuş, bir çok vakıf tarafından da cami yararına
vakfiyelerine şartlar konulmuştur.
Ağa Cami :
Tunus’lu Antep Kaymakamı Ferruh Ağa (Bey) tarafından merkez Şehreküstü,
Suyabatmaz Mahallesi Şehitler Caddesinde, Miladi 1554-1559 tarihleri arasında
yaptırılmıştır.
Kurtuluş Cami :
Gaziantep’in Tepebaşı Mahallesindedir. 1892 yılında kilise olarak yapılan cami
önceleri kilise ve cezaevi olarak kullanılmıştır. Bir tarih hazinesi gibi eski
ihtişamından hiç bir şey kaybetmeyen Kurtuluş Cami, Gaziantep’in en büyük
camilerindendir.
Gaziantep’in Diğer Camiler : Kozluca Camii, Hacı Veli Camii, Karagöz Camii, Kanalıcı Camii, Bekirbey Camii, Çınarlı Camii, Şahveli Camii, Ayşebacı Camii vd.
|